Haber
Görüş - İzlenim
Cheney, Büyükanıt'a bir mesaj verdi... | Cheney, Büyükanıt'a bir mesaj verdi... |
|
Uluslararası ilişkiler çok gariptir. Bazen bir görüşmenin yapılmış olması dahi, bambaşka yorumlara yol açar. Kapılar kapandıktan sonra, açıkça bir takım mesajlar verilebileceği gibi, bazı konulara hiç değinilmemesi durumunda da bir dizi sonuç çıkabilir.
İşte, ABD Başkan Yardımcısı Cheney ile Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt'ın görüşmeleri böyle bir görüşmedir. Herşeyin başında bu buluşma iki eşit arasında gerçekleşmiştir. Biri zamanı son derece kısıtlı olan, bir süper gücün Başkan yardımcısı, diğeri de bir Genelkurmay Başkanı'dır. Biri sivil, diğeri askerdir. Daha da önemlisi, görüşme isteği Başkan Yardımcısı'ndan gelmiştir. Bu görüşmeyi sıradan, doğal veya olağan şeklinde niteleyemeyiz. Sıradışıdır ve bu sıradışılığı kendi başına dikkatleri çekmiştir. Bu görüşmede nelerin ele alındığını üç aşağı beş yukarı, ana çizgileriyle biliyoruz. Ancak ben burada sizlere, konuşulanlar kadar konuşulmayanları da ekleyip, gözlemcilerin nasıl bir sonuç çıkardıklarını yansıtmak istiyorum. Sadece Büyükanıt'ın gezisi değil, Başbakan'ın son Beyaz Saray görüşmesinden bu güne kadar ki tüm temaslarda verilen mesajları, verilmeyen mesajları birleştirince şöyle bir durumla karşılaşılıyor. 1. ABD yönetimi, önümüzdeki seçimlerde herhangi bir yol kazasıyla karşılaşılmasını, demokratik sürecin bozulmasını istemediğini açıkça ortaya koydu ve AK Parti'yi (belki de başka bir seçenek bulunmadığından dolayı) desteklediğini gösterdi. 2. Başkan yardımcısı Cheney, Org. Büyükanıt ile görüşmek isteyerek, Türk Silahlı Kuvvetlerini de bir denge unusuru olarak gördüğü ve Türkiye'de oynadığı rolü desteklediği mesajını verdi. 3. ABD yönetimi, Türkiye'nin yönetimini elinde tutan bir sivil otoriteye ve etkin bir güç olarak gördüğü Silahlı Kuvvetlere, Irak-Kuzey Irak kürtleri-İran- İsrail'in güvenliği ve enerji yolları konularındaki görüşünü birebir anlatmayı tercih etti. * * * BECERİKSİZ İSENİZ MEDYA NE YAPSIN? Aman efendim bir dehşet, bir kükreme, bir şikayettir gidiyor. İktidar sözcüleri, Başbakan ve tüm Bakanlar ağızbirliği etmiş şekilde haykırıyorlar: "İktidarımız döneminde büşük başarılara imza attık. Daha dört yıl öncesinde bu halk sürünüyordu, biz ayağa kaldırdık. Özel sektör üç kuruşa satılıyordu, fabrikaların kuruluşların değerini arttırdık. Ancak medya bunu anlamıyor. Bir bölümü cahil, diğer bir bölümü ise düşman..." Muhalefet Partileri de farklı değil. Onlar da şikayetçi: "Medya iktidardan korktuğu için, bize yer vermiyor. Oysa, son derece başarılı bir muhalefet yapıyoruz. Buna rağmen sesimizi duyuramıyoruz. Medyanın bir bölümü hükümet alkışçısı, diğer bölümü de bize düşmanca baktığı için, kendimizi gösteremiyoruz." Türk Silahlı Kuvvetleri de, sert olmasa dahi, şikayetçiler arasında yer alıyor. Onlar da, yazılı ve görüntülü basının genelde TSK'ya yeterli yer ayırmadığı görüşünde. Madalyonun bir de farklı yanına bakalım. Türkiye genelinde, yabancı basına da aynı şikayetler yapılıyor. Özellikle Batı basınının önyargılı olduğunu, Türkiye konusunda daima olumsuzlukları yansıttıklarını söylüyoruz. Anlayacağız, bizler "iletişim özürlü" bir toplumuz. Şimdi, soru sorma sırası bende... Beyefendiler, Hanımefendiler, acaba kendi kendinize iletişim işini bilip bilmediğini hiç sormuyor musunuz? İki satırlık veya 10 sayfalık açıklamalar, içi boş demeçler, gerektiği zaman bulunamayan sözcüler, mikrofon uzatılınca saatlerce konuşan liderlerle iletişim yapılabilir mi? Hayır, olmaz. Dünyanın başka yerlerinde de hemen hemen aynı sorunlar yaşanır. Ancak işi iyi bilenler, iletişimi becerenler kazanır, beceremeyenler şikayetleriyle kalırlar. Zira iletişim bir beceri işidir. Milliyet/ Mehmet Ali Birand |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|